Türkiye ve küresel ekonomideki yapısal ve döngüsel gelişmelerin bağımsız, derinlemesine değerlendirmesi.
Aşağıdaki göstergeler, Visual analistleri tarafından derlenen yaklaşık değerleri yansıtmakta olup yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır.
Tablodaki makroekonomik veriler yaklaşık değerler olup Visual analistleri tarafından analiz amacıyla derlenmiştir. Güncel ve kesin veriler için TÜİK, TCMB ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın resmi yayınlarına başvurunuz.
Türkiye, 2022'de zirveye ulaşan üç haneli enflasyondan itibaren köklü bir para politikası değişimine sahne olmuştur. Politika faizinin 2023 ortasından itibaren 4.150 baz puanlık artışla %50 düzeyine çıkarılması, dezenflasyon sürecini başlatmış; yıllık TÜFE 2023 yılı sonunda yaklaşık %65'ten 2024 yılının ikinci yarısında %38 civarına gerilemiştir.
Visual araştırma ekibi, enflasyon dinamiklerini arz kaynaklı ve talep kaynaklı bileşenler olarak ayrıştırarak analiz etmektedir. Gıda enflasyonu, kira maliyetleri, ücret baskıları ve döviz kuru geçişkenliği bu analizin temel parametrelerini oluşturmaktadır.
Enerji ve gıda dışı enflasyon göstergelerinin kalıcılık analizi; para politikasının etkinliği açısından en izlenen alt grup.
TL'deki değer değişikliğinin tüketici fiyatlarına yansıma oranı ve gecikmesi; ithalat bağımlılığı yüksek Türkiye için kritik bir parametre.
TCMB'nin anket bazlı beklenti verileri ile piyasa örtük enflasyon beklentilerinin izlenmesi; politika aktarım mekanizması için temel gösterge.
| Bileşen | GSYİH Payı | Büyüme Katkısı |
|---|---|---|
| Özel Tüketim | %54,2 | +2,1 pp |
| Kamu Harcamaları | %14,8 | +0,5 pp |
| Yatırımlar (GSMH) | %28,6 | −0,2 pp |
| Net İhracat | −%2,4 | −0,8 pp |
| Stok Değişimi | %4,8 | +0,0 pp |
Yaklaşık değerler olup son yayımlanan GSYİH verilerini yansıtmaktadır.
Türkiye'nin büyüme potansiyel hızı, IMF tahminlerine göre orta vadede yıllık %3,0–3,5 bandında seyretmektedir. Yapısal reformlar, verimlilik artışı ve iklim uyum yatırımları bu potansiyelin yukarı revize edilmesi için kilit öneme sahiptir.
Türk piyasaları küresel gelişmelerden yalıtılmış değildir. Başlıca ekonomilerin görünümü, EM varlıklarına olan talebi doğrudan şekillendirmektedir.
Fed'in 2024 Eylül'de faiz indirim döngüsünü başlatması, piyasaların olası resesyona karşı direncini test etmektedir. İstihdam piyasasının görece sağlamlığı soft-landing beklentisini desteklerken PCE enflasyonunun %2 hedefine yakınsaması belirleyici olmaya devam ediyor.
Euro Bölgesi, enerji maliyetleri ve küresel ticaret belirsizliği nedeniyle düşük büyüme ortamında seyretmektedir. ECB'nin faiz indirim sürecine girişi, döviz dinamiklerini etkilemekte; özellikle EUR/USD paritesi yakından izlenmektedir.
Çin ekonomisindeki gayrimenkul sektörü çöküşü ve deflatif baskılar, küresel emtia talebi üzerinde baskı yaratmaktadır. Pekin'in teşvik paketleri kısmen dengeleyici etki sağlasa da yapısal sorunların çözümü zaman alacaktır.
Fed'in faiz indirimleri, EM para birimleri üzerindeki dolar baskısını hafifletmekte ve sermaye akışlarını görece olumlu etkilemektedir. Türkiye bu konjonktürden yüksek reel faizi sayesinde kısmen yararlanabilecek konumdadır.
Orta Doğu gerginlikleri ve Ukrayna krizi hem enerji fiyatlarını hem de küresel tedarik zincirlerini etkileyen yapısal belirsizlik unsurları olmaya devam etmektedir. Türkiye'nin coğrafi konumu bu riski hem zorluk hem de fırsat olarak öne çıkarmaktadır.
ABD–Çin ticaret gerginlikleri ve "friend-shoring" (dost ülkelere üretim kaydırma) eğilimi, Türkiye gibi köprü konumundaki ekonomiler için orta vadeli fırsatlar yaratabilmektedir.